Daha önce G15 gibi harika bir gamer klavyesi ile gönüllerde taht kurmuş olan Logitech şimdi de bu yeni modeli G19 ile CES'te boy göstermeye hazırlanıyor. Görüldüğü kadarıyla üzerindeki LCD ekranı ve ışıklandırmalı tuşları bulunan cihazın diğer özellikleri merakla bekleniyor.

Su geçirmeyen mouse

Nasıl bir mantık ile üretildiğini pek anlayamadığım bu 5 butonlu mouse suya karşı tamamen dayanıklı. Sulu ortamlarda çalışanların işine yarar diyebilmek isterdim ancak genellikle bilgisayarlar böyle ortamlarda bozulacağı için bu USB mouse ilginç bir ürün olarak akıllarda kalmakla yetiniyor.

Sony'nin yeni minik Walkman'leri

Sony'nin yeni serisi W adı altında tasarlanan bu cihaz 2 gb hafızası ve 12 saatlik çalma süresi ile boyundan büyük özelliklere sahip diyebilirim.

Aynalı HUB

Masanızın üstünde ayna ve hub için ayrı ayrı yer ayırmaya gerek kalmadı. Tek sorunu üzerindeki 4 USB girişinin 1.1 olması.

Müzikli Kara Tahta

Img5l
Unutkanlar için odalarında bir tane yazı yazılabilir tahta olması büyük avantajdır. Bu kara tahta aynı zamanda 2 dev hoparlörlü bir iPod dock ise çok daha kullanışlı oluyor tabi. Başarılı bir tasarım.

iPower SX

Battech_charger_big
iPower SX ile her yerde taşınabilir cihazlarınızı şarj edebilmeniz mümkün. Yeter ki gökyüzünde parlayan bir günş olsun. Cihazın kapasitesi ise 2200mAh.

Barkod Nedir?

Hepimiz günde en az bir kere ihtiyacımız olan herhangi bir ürünü almak için bakkala veya markete gideriz. Aldığımız her ürünün üzerinde değişik kalınlıktaki çizgilerden oluşan bir etiket vardır. İhtiyacımız olan ürünleri aldıktan sonra parasını ödemek için kasaya geliriz. Kasada duran kasiyer satın aldığımız ürünlerin üzerindeki etiketleri tek tek bir el tarayıcısından geçirerek size ödemeniz gereken toplam tutarı söylüyor.

Hiç merak ettiniz mi bu etiketler ne işe yarıyor, etiketin üzerindeki rakamlar ve çizgiler ne anlama geliyor? İşte her ürünün arkasında bulunan bu etiketlere BARKOD diyoruz.
Nedir Bu Barkod?
Kısaca; genelde dikdörtgen biçiminde olan, birbirine paralel çizilmiş inceli kalınlı çizgilerden ve bu çizgilerin arasındaki boşluklardan meydana gelen , siyah çubukların oluşturduğu bir sembole barkod diyoruz. Barkod’lar sayesinde bilgisayara otomatik veri girişi hızlı bir şekilde sağlanmaktadır. Günümüzde pek çok alanda kullanılmaya başlanmıştır. (Gazete, dergi, kitap ,ilaç, gıda vs.)
Üizgiler Ne Anlam İfade Ediyor?

Konuya geçmeden önce sizlere bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Bu konuyu daha iyi anlamanız için üzerinde barkod olan bir ürünü yanınızda bulundurabilirsiniz?
Üncelikle bilmeniz gereken şey; bu çizgiler sadece ürünün referans numarasını içerir. Herkesin sandığı gibi ürünün fiyatı ve ürün hakkındaki bilgileri içermez. Bu bilgiler bilgisayarda kayıtlıdır.
Barkod tarandığı zaman sinyal sistemdeki bilgisayara ulaşır. Bilgisayarda girilen barkod numarasına göre ürünün fiyatını kasaya yansıtır. Eğer barkod’larda fiyat belli olsaydı, ürün fiyatı ne zaman değişse, ürünün barkodu da her fiyat değişiminde değişecekti. Bu da maliyet ve zaman açısından çok büyük kayıplara neden olacaktı.
Peki öyleyse fiyat değiştiği zaman bu değişiklik nasıl yapılıyor? Cevabı çok basit; fiyat bilgileri bilgisayarda kayıtlı olduğu için; bilgisayardaki fiyat bilgisini değiştirmek yeterli olacaktır.
Barkod da iki bölüm vardır. Birincisi bizim gördüğümüz rakamlar; ikincisi ise makinenin taradığı çizgiler. Bunları ileriki bölümlerde daha detaylı anlatacağım.
Barkod Üesitleri Nelerdir?
Üok değişik barkod çesitleri var. UPC, EAN, EAN-13, EAN-8, Code 39, Code 93, Code 128. En çok kullanılanlar UPC ve EAN ‘dir. UPC numaralama sistemi Kanada ve Amerika‘da, EAN-13 numaralama sistemi ise Avrupa ve Türkiye’de kullanılmaktadir. Ben sizlere ülkemizde de kullanılan EAN-13 sistemini açıklayacağim.
EAN-13 Barkod Sistemi
EAN-13 sistemi UPC sisteminden türetilmiş bir barkod sistemidir. UPC sistemi sadece Amerika ve Kanada’da kullanıldığı için uluslararası pazarlarda kullanılmaya müsait değildir.
EAN İngilizce “International Article Numbering Association” kelimelerinin kısaltılmış halidir. EAN ‘nin yayınladığı bildirgeye göre 2005 yılından sonra Amerika ve Kanada’da EAN uluslar arası barkod sistemine geçis yapacaktır. EAN sistemi bakkaliye ürünleri başta olmak üzere perakende satılan ürünlerin numaralandırılmasinda kullanılmaktadır. Ayrica Kitap (ISBN ) ve periyodiklerin (ISSN ) numaralandırılmasinda da kullanılmaya başlanmıştır.
Bu kadar bilgi verdikten sonra gelelim barkodların sırrını çözmeye.
EAN-13 sistemi 13 haneden oluşur.

Birinci kısım: veya simge kodunu gösterir. Her ülkenin kendine ait bir kodu vardır. Türkiye’nin kodu 869 dur. İkinci kısım: Firma kodunu gösterir. Ülke kodundan sonra gelen 4 hanedir. Bu kod TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birligi ) bünyesinde bulunan Mal Numaralandirma Merkezi’nden alınır.

Üçüncü kısım: Firma kodundan sonra gelen 5 hanedir. Ürünü tanımlayan mamul kodudur.
Dördüncü kısım: En son rakamdır. Kontrol kodudur. Bu kod diğer rakamların hatalı okunmasını engellemek için belli bir formülle hesaplanan kontrol sayısıdır.

Kontrol Kodunun Hesaplanması

Barkod tarayıcı makinası barkodu okuduğunda bazı matematiksel hesaplar yaparak okuduğu kodun doğru olup olmadığını kontrol eder. Bunun içinde kontrol kodunu kullanır. İsterseniz daha iyi öğrenmeniz için bunu bir örnekle açıklayalım.
Diyelim ki 9799753293685 koduna sahip bir ürün tarayıcıdan geçirildi. Yapılan hesaplamalar ve kontrol aynen asağıdaki gibidir.

1- Sağdan başlayarak ilk hane tek olmak üzere tüm haneler tek çift diye ayrılırlar.
2- Tek hanedeki sayılar toplanır ve 3 ile çarpılır. 7+9+5+2+3+8= 34 x 3 = 102
3- Üift hanedeki sayılar toplanır. 9+9+7+3+9+6 = 43
4- Her iki rakam toplanır ve 10 sayısının katına ulaşmak için gerekli sayı eklenir. 102 + 43 = 145 + 5 =150
Barkod tarayıcı makinası barkodu okuduktan sonra yukarıda anlattığım işlemleri yapar. Eğer bulduğu kontrol kodu, okuduğu kontrol koduyla aynıysa, barkod doğru okunmuş demektir. Yanlışsa tekrar okunması için uyarı verilecektir.
Deşifre Edelim!
şimdi gelelim çizgi ve boslukların nasıl deşifre edileceğine. Üncelikle şunu bilmenizi isterim ki; siyah çizgiler 1 sayısını, boşluklar ise 0 sayısını temsil ederler. En ince siyah çizgi bir birim (1) iken, en kalın siyah çizgi dört birime (1111) denk gelir. Aynı şekilde en ince boşluk bir birim iken (0), en kalın boşluk dört birim (0000) demektir.
Bir barkodun başında ve sonunda 101 değerine eşit olan baslangıç ve bitiş kodları vardır. Ortada ise 01010 değerini veren daha uzunca barkod bulunur.
Bir barkodu çözümlemek için asağıdaki tablolardan ve bilgilerden faydalanmamız gerekecek. Ama bunu bence bir örnekle açıklayalım ki daha anlaşılır olsun.
Mesela 9799753293685 barkodunu çözmeye çaışalım. Bu barkodu çizgi ve boşlukların kalınlıklarına göre, en ince çizgi veya boşluk 1 birim, en kalın çizgi veya boşluk 4 birim olduğunu düşünerek çözelim. Unutmayın ki çizgiler 1, boşluklar 0 olacaktır.


Burada 9 denk gelen satıra baktığımızda ikinci hanenin â??tekâ?? olduğunu görürüz. Firma kodundaki haneler ise sırasıyla â??çift-çift-tek-çift-tekâ?? şeklindedir.

Daha sonra asağıdaki tabloyu kullanarak her koda denk gelen sayıyı bulabiliriz.

Bu tabloya göre barkodun çözülmüş hali aşağıdaki gibidir.

İşte barkodu çözdük sonunda. Umarım anlatabilmişimdir. Artık anlamlı gözlerle bakabilirsiniz tüm ürünlerin üstündeki bu garip çizgilere!

ADSL Mi? O Da Ne?

ADSL Mi? O Da Ne?

Tarih: 05.10.2009 | Görüntülenme:
20


Bayağı uzun bir zamandır kullanıma açılması beklenen 3G teknolojisi nihayet hizmete girdi. Ne var ki kullanıcılar 3G’nin fazlasıyla pahalı bir teknolojik gelişme olduğu düşüncesinde birleşirken, kimi kesim de 3G’nin ADSL’yi unutturacağını söylüyor.

Aslında haklı sayılırlar.Çünkü 3G, ADSL’den 4 kat daha hızlı internet erişimi sağlıyormuş.. Aslında bu kadar hıza da gerek yok.. Bundan dolayı Atalarımız dememiş midir ki: “ Acele giden ecele gider” diye? 3G’nin ADSL’i geride bırakacak olmasının nedenlerinden birisi de Dünya üzerindeki telefon kullanıcılarının fazla olmasıdır.Bu kadar fazla telefon kullanıcısı olunca 3G bir yıl gibi kısa sürede hayatımıza girdi fakat ADSL bu kadar geliştirilmedi…

Hem 3G teknolojisiyle birlikte dünyanın diğer ucundaki herhangi birisiyle kesintisiz konuşma, televizyon seyretme, film izleme ya da konferans yapma olasılığımız doğdu bir anda… Yalnız şu hem çift hatlı hemde dandik televizyonlu olanlar gibi değil. Kalite fazla, kesinti yok ve 4 kat daha hızlı..

Peki nedir 3G’nin avantajları? Aslında saymakla da bitmez gibi..En başta internete 4 kat daha hızlı erişim sağlayacağız. Günümüzde internet hızının giderek önem kazandığını düşünürsek gayet güzel bir gelişme olarak nitelendirebiliriz. Sonra istenilen her yerden internet üzerinden kesintisiz tv izlenebilecek. Her gün o saçma sapan evlendirme programlarının, gelir seviyesi belli olan ülkemizde zenginlerin sofralarında neler yiyip, sonra beğenmediğinin meraklısı olanlarımız için sevindirici bir haber olsa gerek. Sadece sesle iletişim tarihe karışacak. Türk Telekom buna önderlik ederek sabit telefonlarda görüntülü konuşmayı başlatmıştı aslında.. Ama cep telefonunun hep daha geriden geldiğini düşünürsek bu da normal bir durum sayılabilir. Sürekli internet üzerinden müzik indirme çılgınlığı olan bir ülke olarak 3G sayesinde istediğimiz müziklere saniyeler içerisinde kavuşabileceğiz.. Yani Korsanlara gün doğdu. 3G ile cep telefonları, web sayfalarını çok daha hızlı bir şekilde görüntüleyebileceğinden, şehir haritalarına çok daha hızlı bir şekilde ulaşılabilecek ve kullanıcılar, bulunduğu bölgeyi kolayca haritadan bulabilecek. Artık kaybolma derdi sona erdi demektir. Nerdeyim diye sormadan alıyorsunuz telefonu elinize, bir bakıyorsunuz Pazar yerindesiniz.. E pekte uzak sayılmaz! Kullandığı operatörün kapsama alanına giren herkes anında internete bağlanabilecek. Hem de nerde olursa olsun.. 3G’nin bir diğer avantajı ise mobil ticareti daha güvenli bir hale getirmesi. Diğer bir deyişle, ileri seviyede güvenlik sistemine sahip olan 3G ile artık alışverişler daha güvenli bir şekilde yapılabilecek. Ayrıca unutmadan 3G’den sadece cep telefonları faydalanmayacak. 3G modemler sayesinde, dizüstü bilgisayarlar da 3G teknolojisinden faydalanabilecek ve operatörün kapsama alanına girilen her yerde dizüstü bilgisayarlarla internete bağlanılabilecek. Yani dediğimiz gibi bunların hepsi 3G’nin ADSL’yi yok etmesi için yeterli durumlar diye düşünüyorum bende...

İyi ama hiç mi kötü tarafı yok bu 3G’nin arkadaş? “Her iyinin içinde bir kötü, her kötünün içinde bir iyi vardır” felsefesine göre olmalı.. İşte onlar da şunlardır:

- Görüntülü telefon vs. gibi seçenekler kullanıldığında pil ömrünün kısalması,

- Baz istasyonu değiştirildiğinde iletişimin aksaması,

- Aynı baz istasyonuna çok fazla 3G telefon bağlandığında iletişimin yavaşlaması..

İlk başlarda 3G hizmetinin daha fazla ücret gerektireceği düşünülse de piyasadaki rekabetten ötürü çok ufak fazlalıklar olduğu açıklandı.. Meslela 30 Temmuz 2009 itibarıyla görüntülü konuşma için aboneler 3G’ye dakika da 7,75 kuruş ödeyecekmiş.. Buna göre operatörle mevcut 2G sistemiyle nerdeyse hemen hemen aynı fiyata 3G teknolojisini abonelerinde sunmuş olacaklar.

Taze gelin “3G” şimdilik kafamızda soru işaretleriyle dolu bir yenilik olarak duruyor..Asıl soru şu? Peki ya emektar “ADSL” ne olacak? İşte onun akıbetini sadece zaman bilebilir.. Misal olarak, Karabük’ten Ankara’ya ortalama 90 km hızla 3 saatte gitmek mi? Yoksa ortalama 360 km ile 1-1.2 saatte gitmek mi? Karar kamuoyuna kalmış tabi ki ama “At varken kimsenin eşeğe bineceğini sanmam” diyenler haklı çıkacaklardır sanırım..

Ama şimdi aklıma bir soru takıldı. Sigara yasağını uygulayan 3. Ülkeyiz. Hem de 600 Ülke içerisinden.. Peki neden 3G teknolojisine geçen 121. Ülkeyiz acaba? Yani teknolojiyi neden bu kadar geriden takip ediyoruz? Aslında cevabı da çok çok basit:

“EŞEĞE binmeye alıştığımız için…”

Google Earth'teki gizem

Google Earth'te yer alan bu garip kasabanın gizemi çözülemiyor! İşte o "uzak" kasaba...

İngiltere'deki kasabaların sayısı Google Earth'e yetmemiş olmalı ki kendileri de bir kasaba yaratmaya karar vermişler.

Telegraph'ın haberine göre Google Lancashire da Argleton adında bir kasaba yarattı ve bu kasaba bir zamanlar Türkiye'de yapılan "Şok" adlı programın haberleri ne kadar gerçekse ancak o kadar gerçek.

Google'a göre bu kasaba M58 otoyoluna yakın bir yerde, Ormskirk'in güneyinde yer alıyor ve sıkı durun: Posta kodu bile var! Eğer internetten küçük bir inceleme yaparsanız bu şirin kasabanın gezilip görülmesi gereken yerlerini ve kasabadaki doktorların adreslerini bile bulabilirsiniz.

Google ise bu kasabanın nasıl oluştuğundan habersiz. Telegraph, kasabanın isminin "Not Real G" veya "Not Large" sözcüklerinin bir anagramı olduğunu iddia ediyor.

Hayali Argleton kasabasına en yakın üniversitelerden biri olan Ormskirk, Edge Hill Üniversitesinden Roy Bayfield; bu gizemli kasabadan o kadar etkilenmiş ki gidip bu kasabanın gerçek olup olmadığını kendi gözleriyle görmek istemiş. İnternette kasabanın gösterildiği yere gittiğinde ise "şaşırtıcı" bir biçimde yeşil ve bomboş bir araziyle karşılaşmış.

Laptop'a bedava güvenlik

Bu bedava araç, her 53 saniyede bir laptop'un çalındığı günümüzde, Laptop'unuza güvenlik sağlayacak.

Bilgisayarların masaüstünden dizüstüne kayması, taşınmasının yanı sıra çalınmasını da kolaylaştırıyor. Fakat diz üstü bilgisayarın çalınmaya karşı koruma uygulamaları genellikle pahallı bir seçenek. Neyse ki LAlarm adlı ücretsiz bir yöntem var.

LAlarm diz üstü bilgisayarınızın çalınmasına karşı farklı seviyelerde güvenlik sağlıyor. Bunlardan ilki doğrudan çalınmayı engellemek üzerine kurulu. Yapmanız gereken şey programı kurduktan sonra, diz üstü bilgisayarın güç kaynağını veya kullanmadığınız eski bir USB belleği cihaza takmak ve LAlarm üzerinden bu bağlantıları kilitlemek. Fakat USB belleği sabit bir yere tutturmanız şart, çünkü tanımladığını kilidi açmadan eğer USB bellek veya güç kaynağı cihazdan çıkartılırsa LAlarm son derece yüksek bir sesle hırsızlığı duyuracak.

Eğer Theft Alarm olarak adlandırılmış bu işlem size biraz zor geldiyse veya bulunduğunuz ortam bu tarz bir fiziksel önlem için uygun değilse alternatif bir yöntem daha var. Perimeter Alarm adlı ikinci yöntem için öncelikle bilgisayarınız için güvenli bölgeleri, bu bölgelerde kullandığınız IP adres aralığı ile tanımlamanız gerekiyor. Bu tanımlı bölgeler dışına çıktığınızda, eğer diz üstü bilgisayarınız belli bir süre kullanılmazsa bu program tarafından çalınma olarak algılanacak ve alarm tekrar devreye girecek.

Ücretsiz bir program için oldukça faydalı önlemler sunan LAlarm'da ayrıca e-posta ile bilgilendirme seçeneği de bulunuyor. Programı kurduğunuzda bir GMail hesabı tanımlamanız durumumda, program size tüm alarmları bir e-posta ile de gönderecek.

Ve son çare olarak program bir de sabit diskinizdeki tüm verilerin silinmesini sağlayabiliyor. Eğer içerisinde çok hassas ve önemli bilgileriniz yer alıyorsa, engel olamadığınız bir hırsızlık işlemi üzerine LAlarm, belirlediğiniz parametreler doğrultusunda sabit diskinizi tamamen silebilir.

Arama Kutusu

Son Konular

Okuyucular

Araç Gereç

Tüm Hakları Saklıdır - TeknoGrafya - Teknoloji Blogum..
anarşik çocuksamurai jack